Emre Altuğ Çağla Şikel Evliliği Röportajı

Emre Altuğ Çağla Şikel Emre Altuğ, oyunculuğunu, Çağla Şıkel’le evliliğini ve oğlu Kuzey’i TRT’nin TeleVizyon dergisine anlattı.

Pek çok ünlü gibi zaman zaman sizin hakkınızda da yanlış şeyler yazıldı. Siz insanların sizi yeterince tanıdığına ya da kendinizi yeterince anlattığınıza inanıyor musunuz?

- Aslında gereken insanların hepsi yeterince tanıyor. Kendimi anlatmak konusunda bir sıkıntım olduğunu sanmıyorum ama en başından beri acele etmediğimi düşünüyorum. Böyle bir farkım var benim. Ben 10 sene evvel dedim ki “Benim yolum çok uzun, uzun seneler birlikte olacağız, o yüzden çok fazla konuşup kendimden bahsetmeyeyim, onun yerine size bir şarkı söyleyeyim”. Üstelik konuşmayı severim, onda da bir sıkıntım yok. Eğer bütün istediklerimi yerine getirebildiysem 10 senenin sonunda, gerektiği kadar insan beni tanıyor diye düşünüyorum.

Kendinizi ne zaman ve nasıl keşfetmeye başladınız? Çok zaman aldı mı?

- Şu zaman diye kesin bir şey söylemem mümkün değil ama geriye dönüp baktığımda gördüğüm birtakım dönüm noktaları var tabii ki. O dönüm noktalarından biri gitar çalmaya karar vermem mesela. Ne kadar yetenekli olduğumu bilmiyordum. Çocukluktan beri annemlerin bana aldırdığı piyano dersleri var, herkes müziğe karşı yetenekli olduğumu söylemiş, sonra büyürken evde onun bunun taklitlerini yaptığımda aynı takdirle karşılanmıştım. Çocukluğum bu anlamda hep güzel şeyler duymakla geçti. Tabii bunların ne kadar doğru olduğunu görme fırsatını da zaman içerisinde buldum. Lise dönemi bu açıdan en girişken olduğum dönem. O dönemde hem gitar çalmaya başladım hem de tiyatro çalışmaları yaptım. Sonra da herhalde farkına bile varmadan hayatımın dönülmez yoluna girmiş oldum.

Sizi önce müzikle tanıdık. Sonra eğitimli bir oyuncu olduğunuzu öğrendik. Bilinçli bir tercih miydi bu, yoksa şartlar mı öyle gerektirdi?

- Dünyanın her yerinde müzik daha popüler bir iştir tiyatro oyunculuğundan. Benim de müzikle popüler olmam çok normal bu yüzden. Bir de ben aman herkes her şeyi bilsin, oyuncu olduğumu öğrensinler diye çaba harcamadım. “Konservatuvar tiyatro mezunuyum” diye sağda solda konuşmadım. İyi ki de öyle yapmışım. Belki aksini yapmış olsaydım bazı tiyatro oyuncuları benim oyunculuğumu daha sert eleştirecekti. O dönemi hasarsız atlatmış oldum böylece.

KUZEY’DEN SONRA UÇAKTAN KORKMAYA BAŞLADIM

“Evlilik fikrine sıcak bakmamın en güzel nedeni çocuktur” demiştiniz bir zamanlar. Erkekler babalık fikrini evlilikten daha mı kolay benimsiyor?

- Herkesin bir şey yapması için bir sebebe ihtiyacı var. Evlenmenin de bir sebebi olduğunu düşünüyorum. İki insanın sadece birlikte vakit geçirmek için evlenmesi gibi saçma sapan bir şey olamaz. Evlenmeden de vakit geçirebilirsiniz. Üstelik sıkılmadan yapabilirsiniz bunu. Bence evliliğin en önemli sebeplerinden biri evliliğin meyvesidir. Öbür türlü evliliğin çok da akıl kârı bir şey olduğunu düşünmüyorum.

Baba olduktan sonra neler değişti hayatınızda?

- Her şey gitti, o geldi. Bilmem daha basit bir anlatımı var mı?

Ciddi korkular yaşıyor musunuz Kuzey doğduktan sonra?

- Evet. Uçaktan korkmaya başladım mesela. Çok fazla uçağa binmek zorundayım ama işim gereği. Ölmekten korkmuyorsunuz artık, onu bir daha görememekten korkuyorsunuz. Mesele ölmek meselesinden çıktı. Onu sizsiz bırakmak asıl mesele. Korkunun adı değişti ya da ölüm olgusunun içi doldu demek daha doğru olacak.

Siz mi daha hızlı büyüyorsunuz, Kuzey mi?

- Kuzey çok daha hızlı büyüyor. Ben hâlâ kendimi o kadar büyümüş görmediğim için hiç girmiyorum bu yarışa! (Gülüyor) Bütün sanatçılar çocuktur aslında biraz. Özellikle oyuncular. En ciddi görünen oyuncunun bile sizi aldatmasına izin vermeyin. Şaşar kalırsınız ne kadar çocuklaştığını görerek. Zaten oyuncu o çocukluğu kaybettiği zaman bitmiş demektir.

KAVGA ETMEK İÇİN KUZEY’İN BÜYÜMESİNİ BEKLİYORUZ

Çok konuşulan bir aşk yaşadınız. Aşkın kendisi bu kadar zorken, şöhret ve göz önünde olmanın ilişkinize getirdiği zorlukları nasıl aştınız?

- Zor oldu ilk başlarda. Bunun bütün zorluklarını yaşadık aslında. Yaşaya yaşaya öğreniyorsunuz. O zorlukları aşabildiğimiz için evlendik. Evlendiğimiz için de kavga edecek çok şeyimiz kalmadı. Bunun için Kuzey’in büyümesini bekliyoruz! (Gülüyor)

Peki nasıl bir evlilik sizinki? Sakın “sıradan” diye başlamayın ama...

- Hayır, çok güzel. Sıradan bir evlilik sayamayız tabii ki bizim evliliğimizi. Çok zor şartlarda oluşturulabilmiş bir evlilik her şeyden önce. Zaman zaman biraz abartılmış olsa da bunu herkes gördü, yaşadı zaten. Gelgitli bir ilişkiydi. Şimdi her şey duruldu. Artık hayatımızı kendi evimizde, en azından özlediğimiz normal hayat çerçevesinde yaşamaya çalışıyoruz.

“Aşk hastalıklı bir durumdur” demiştiniz bir röportajınızda. Aşkı daha dingin yaşamak mümkün değil mi?

- Hayır, değil bence. Benim aşk tarifim böyle olmadığı için belki. Biraz daha farklı düşünüyorum ben bu konuda. Aşk anlık bir şeydir. Kocaman bir süreç değildir. Yani ben karımla hâlâ bir aşk yaşıyor olabilirim zaman zaman. Aşk bir coşku anıdır. Dolayısıyla hastalıklı bir andır zaten. O yüzden aşkın gözü kördür. O yüzden insan çok mantıklı adımlar atamaz.

TİYATRO TEKLİFİ DE VAR, DİZİ TEKLİFİ DE

Eşiniz Çağla Şıkel’le aynı projede bir araya gelmeyi düşündünüz mü hiç?

- Çok teklif var ama şu an söz konusu değil. Tiyatro teklifi de geldi, dizi teklifi de. Düşünmüyor değiliz ama o kadar kolay bir iş değil. Onun da işleri var devam eden, benim de. Öyle pat diye olmuyor böyle şeyler. Hem bizim beraber yaptığımız en büyük prodüksiyon Kuzey’dir. Ondan daha iyisini yapabilir miyiz, bilemiyorum. (Gülüyor)

MAKSİ SINGLE TAKSİ SINGLE

Yaz başında bir single çıkardınız. Neden albüm değil de single?

- Çünkü albümü yetiştiremedik. Kuzey’in doğumu beni biraz paralize etti. Konsantrasyon sorunu yaşadım bir süre. Biraz da oyunculuğa ağırlık verdim. Şimdi single içine bir single daha ekleyip çıkaracağız. Yaza doğru da albümü bitirmiş olacağım inşallah. Albüm yapmak lazım. Hiçbir şey üretmemektense maksi single, taksi single bir şeyler koymak ortaya daha doğru geliyor bana.
LOS ANGELES’TA STING’LE TANIŞTIM

Bir zamanlar Sting’le sahneye çıkma hayaliniz vardı...

- Hâlâ var. (Gülüyor) Bir gün bir kulüpte karşılaştım Los Angeles’ta. Tek girişimim “Emre ben, Türkiye’den geldim” demek oldu. “Hoş geldin” dedi ve tuvalete gitti. (Gülüyor) Çok heyecanlandım tabii. Sonra buraya konsere geldi. En önden izledim onu. Çok isterdim aslında alt grubu, ön grubu olarak sahneye çıkmayı ama maalesef oğlu çıkıyordu sahneye. Onun ayağını kaydıramayacağım için tabii yapacak bir şey yoktu.

TeleVizyon Dergisi

Yorum Yazın - (1 yorum var)
İsim
E-Mail
Yorum

Güvenlik kodu:* Code
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.




   Yorumlar (1)
1. Yazan Sergio, 17-02-2012 06:07
mustafa sdanal bi zamanlar bununla ilgili bi sarki yazdiydi da, ablalarin agzina yakismiyor boyle sozler ha bi de !!!!!!!!!!!!!! emre belozoglu mu, bekim, kanavaro, nesta dururken emrecik:) peeeh
 
Yandex.Metrica