Kınasız Kına Geceleri
Kınasız Kına GeceleriNe kadar düğün, nişan, nikah, kına gecesi varsa katıldım yaz boyu. Bu yıl İstanbul`da bekar kalmasın kampanyası vardı sanki ve yirmilerinin başındakiler bile birer ikişer nikahlandılar. İşin ilginci kına geceleriydi; kınasız kına geceleri!

Kına gecesini `bekarlığa veda partisi` ile özdeşleştiren İstanbul sosyetesi, gecenin anlam ve önemini gösteren en birinci detayı atlamışlardı; kınanın ta kendisini!

ŞANS AÇILSIN DİYE

Hafta sonu İzmir`e geliş sebebim kuzen düğünü. Cuma gecesi kına, cumartesi akşamüstü nikah, akşama düğün ve pazar düğün kahvaltısı şeklinde bir organizasyon yapılmıştı. Üstelik kına gecesinde kına vardı! Annem benim ellerime kına yaptırdığımı-yaktırdığımı görünce süper şaşırdı. Ona göre ben asla kına yaptırmazmışım. Oysa otantik bir şeyler moda olduğundan beri, kına sosyetenin olmasa bile birçok şarkıcı-türkücünün ellerini süslemeye başlamıştı bile. Benin neyim eksik? Hem kına yapanın şansı açılırmış, kötülükler uzaklaşırmış, bereket gelirmiş. Arkadaşlarımın ve yakın çevrenin ellerime alaylı bakacağını biliyorum ve bunlara aldırmadan; ellerimi gelin tarafından bir kadına uzatıyorum. Avucumu açıyor, içine kınayı doldurup elimi kadifemsi bir bezle bağlayıveriyor bir anda.

İşini çok iyi biliyor ve oradaki onlarca kadına aynı muameleyi yapıyor.

Gecenin ilerleyen saatlerinde avucumu açıp kadına `Süper iş çıkarttın` diyeceğim. Kadınlar müzikle bir coşuyor, bir gerdan kıvırıyor sormayın. `Hadi kalk` diye piste çekiştiriyorlar; `Vallahi bilmem` diyorum, `Asla oynamam ben`. Bunu söylerken iki parça sonra ortada göbek atacağım aklımın ucundan geçmiyor tabii, büyük konuşuyorum.
Karşıyaka
İçinde kına olan kına gecesinin ardından büyük bir mutlulukla otele dönüyoruz annem ve babamla. Yaz olsa harika bir manzara denebilir ama gri bir İzmir var önümde, Karşıyaka seçilemiyor bile. Balkondan aşağıya doğru bakınca birbirinden çirkin binaların çatılarını görüyorum. Gençliğimde hatırladığım yeşil ve güzel İzmir, bu balkondan hiç ama hiç görünmüyor.

Nikaha hazırlanırken kalabalık bir aileye sahip olmanın ne kadar keyifli olduğuna bir kez daha karar veriyorum. Otelde hazırlanıp nikaha gitmek varken annemin aklına uyup, eşyalarımızı yanımıza alarak düğün evine hazırlanmaya gidiyoruz. Her odada beş-on kişi, anneme kızgın bakıyoruz babamla. Babam takım elbisesinin kemerini unuttuğu için anneme kızıyor, annem de ona ayakkabılarını otelde unuttuğunu söylüyor. Ben bu arada geçen yıl İtalya`dan aldığım siyah saten pantolon-ceket takımı giyiyorum. Babam benim duymam için yüksek sesle anneme sesleniyor, `Kızına söyle de ceketinin önünü doğru dürüst kapatsın, üşüyecek!`. Bana kızdığı anlarda `annemin kızı` oluyorum. Aynaya bakınca babama hak veriyorum, gerçekten de aile arasında yapılan bir düğün için hayli cömert bir kıyafet... `Üşüyecek` demesi ise işin bahanesi tabii.

AH İSTANBUL...

Düğün çok eğlenceli geçiyor ve ailedeki tüm erkeklerin evlendiği ve benim bekar kalmakta daha ne kadar inat edeceğim konuşuluyor aile büyükleri arasında, (ki aile büyükleri dediklerim bıyıklı kadınlardan oluşmakta, bilenler bilir Giritli kadınlar bıyıklı olur!). Duymazdan geliyorum. İzmir çok güzel, ailecek bir arada olmak huzur verici, harika bir hafta sonu geçiriyorum ama pazartesi evimde olmayı her şeyden çok diliyorum. Kınalı ellerime bakıp, kendimi böyle de sevip, deli İstanbul`a karışmak istiyorum.

(Elif Aktuğ)

 

İlgili Kategoriler:

Kına Gecesi

İstanbul'un En Güzel Düğün Mekanları 

"Hem Modern Olsun Hem Aşiret Geleneğine Uysun" 

Güzide Duran'ın Kına Gecesi 

Yorum Yazın - (0 yorum var)
İsim
E-Mail
Yorum

Güvenlik kodu:* Code
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.



 
Yandex.Metrica