Düğün Fotoğrafçılığı Üstüne Bir Söyleşi
Düğün Fotoğrafçılığı Üstüne Bir SöyleşiEfe Babacan seyahat gemilerinde fotoğraf çekerek başladığı işini dünyanın 40 farklı yerindeki düğünleri kadrajlayarak sürdürüyor. Şunu bizzat tecrübe etmiş:?Fotoğrafsız düğün uğursuzluk getirir!

Evlenmek zor iş. Bir ömrü beraber geçireceğiniz ya da en azından öyle olmasını umduğunuz kişiyi seçmek, ‘iyi günde kötü günde, hastalıkta ve sağlıkta’ ilk günkü enerjiyi muhafaza etmek, yeni bir aile hatta sülale sahibi olmak hiç kolay değil. Bütün bu zorluklara giriş sınavı niteliğindeki ‘düğün törenleri’ ise, Murphy kanunlarının en sık görüldüğü yerler. Ne kadar iyi organize edilmiş olursa olsun, tüm düğünlerde bir şeyler ters gider. Gelinliğin evde unutulduğu, düğün yapılacak yerin adresinin davetiyelere yanlış basıldığının son dakika fark edildiği düğünler görmüş biri olarak, bir düğünün en zor kısmının ‘düğünü fotoğraflamak’ olduğunu söyleyebilirim.Eğer profesyonel bir fotoğrafçıyla anlaşmadıysanız, düğünün hemen ertesinde sinirlerinizi bozan ancak yıllar geçtikçe eğlenebileceğiniz komik fotoğraflarınız olur. Efe Babacan, böyle bir riski göze alamayanların düğünlerinde baş konuk olarak ağırlanan bir isim. Dünyanın 40 farklı yerinde düğün fotoğrafları çeken Babacan’la işin inceliklerini konuştuk.

Gemide başlayan yolculuk

Efe Babacan, İzmir doğumlu bir fotoğrafçı. Turizm alanında çalışırken bir gün bir ilanın peşinden gitmiş ve yolcu gemilerinde fotoğrafçılık yapmaya başlamış. “Gemide çalışmak çok güzeldi. Gözünüzü bir gün Jamaika’da, bir gün Hawaii’de açıyorsunuz. Fotoğrafçılık yapmak için başvurduğumda elime bir fotoğraf makinesi verdiler ve iki saat içinde sokakta çekim yapmamı istediler. Ben elimde gülümseyen insanların fotoğraflarıyla döndüm. ‘Mutluluğun fotoğrafı’nı çekeceğim o zamandan belliydi” diyor.
Babacan gemide çalışırken, Meksika’da demir attıkları bir gün, bir süre önce boşandığı Amerikalı eşiyle tanışmış ve ona evlenme teklif etmiş. Evlendikten sonra ‘Artık ayaklarım yere basmalı’ diye düşünüp gemiden ayrılmış. “Evlenince küçük bir Kızılderili kasabası olan Gallup’a taşındım. Kasaba meydanında üç küçük fotoğrafçı dükkânı vardı, hayal kırıklığına uğradım. Bir gün birine girip Navajo yerlilerinden olan ve geleneksel kıyafetleri içinde oturan Kızılderili’ye düğün fotoğrafları çekmek istediğimi söyledim. O da ‘Düğün yok ama kasaba meydanında rodeo var, onu çek’ dedi. Böylece, iyi bir düğün fotoğrafçısı olmak için çıktığım yolda boğa fotoğrafları çekmeye başladım.”

Bir süre sonra bunu istemediğini anlayan Babacan, düğün fotoğrafçılığı yapabileceği bir yere, Phoenix’e gitmiş. Birçok işini, yılın dokuz ayının düğünlerle geçtiği Phoenix’te çekmiş. Elvis Presley kostümlü nikâh memurunun kıydığı ve davetlilerin foklardan oluştuğu bir kutup düğününden gelinin kaçtığı bir Amerikan düğününe, harem-selamlık Filistin düğününden, uzonun su gibi aktığı Yunan düğünlerine kadar farklı kültürlerin ritüellerine tanıklık etmiş.

Türkler dışında hiçbir milletin tuvalet önünde toplanıp düğün kritiği yapmadığını, ‘şunun elbisesi, bunun saçı’ diye birbirini çekiştirmediğini söyleyen Babacan, en çok Uzakdoğu düğünlerini seviyor; “Kültürlerine çok bağlılar ve en ince ayrıntısına kadar geleneklerini yaşatıyorlar” diyor.

Gelin neden kaçtı?

Düğünden fotoğraf çekimi sırasında ‘kaçan’ Amerikalı gelini de unutamamış Babacan: “Birkaç kare çekmiştim ki gelin birden eteklerini toplayıp koşmaya başladı. Kapıdan çıkıp gitti. Henüz davetliler, akrabalar gelmemişti. Damat olduğu yere çöktü, çok üzüldü. Ben destek olmaya çalıştım. Olay o kadar tuhaf ki, o anda algılayamıyor insan ne olduğunu. Biz damatla, gelinin kaçtığını düşünüp üzülürken, onun gelmeye başlayan konukları karşılamak üzere içeriye gittiğini öğrendik ve bir oh çektik.”

Efe Babacan’ı çok güldüren çiftlerden biri de, dördüncü evliliğini yapan Amerikalı damatla üçüncü evliliğini yapan Meksikalı gelin olmuş. “Yaşları ilerlemiş bu çifti çektikten sonra elimde bir albümle yanlarına gittim. Fotoğrafları teslim ederken damat neden bir tane albüm getirdiğimi sordu ve ‘Ya boşanırsak, albüm kimde kalacak? Sen en iyisi bir albüm daha getir’ dedi.”

Efe Babacan şimdilik kamera arkasında olsa da asıl isteği bir gün kamera önüne geçmek. Bugüne kadar altı reklam filminde oynayan fotoğrafçı bir dizi ya da sinema filminde rol almak istiyor. “İnsanlar bende çok büyük bir enerji olduğunu söylüyor. Bunu kamera önünde kullanmam gerektiğini düşünüyorum” diyor.

İTÜ Fotoğrafevi şenliklerinde sahneye çıkıp düğünlerde başına gelen ilginç olayları anlatan ve çok ilgi gören Babacan, “İnsanlar çok beğendi çünkü sıkıcı teknik bilgiler vermek yerine, fotoğraf çekmenin eğlenceli yönlerini anlattım” diyor.

Eylül ayı itibarıyla düğün fotoğrafı çekmek için Fransa, Hindistan gibi ülkelere gidecek olan Babacan, yakın zamanda Fener-Rum Patriği Bartholomeos’un kıyacağı bir Türk-Yunan düğününün fotoğraflarını çekeceğini de anlatıyor.

Kendi düğün fotoğrafı yok

Babacan, şahsi tecrübesinden de hareketle, düğünde fotoğraf çekilmemesinin uğursuzluk getirdiğini düşünüyor. “Düğün fotoğrafı önemlidir, benim düğünümde profesyonel fotoğrafçı yoktu, Polaroid’le çektik. Bazı fotoğraflarda yüzümün yarısı çıkmış, başka birinin kolu kadraja girmiş. Yani terzi kendi söküğünü dikememiş. Belki de bu yüzden boşandık eşimle, düğünümüzün doğru dürüst fotoğrafı yoktu” diyor.

Babacan, düğünlerde bir fotoğrafçıdan fazlası, damadın en yakın arkadaşı, gelinin psikoloğu, düğünün organizatörü olduğunu söylüyor. “Gelin ve damat o günün en önemli kişisidir, özellikle de gelin. Onunla fotoğrafçının diyaloğu çok önemlidir. Çünkü ben rejisörken, gelin başrol oyuncusudur. Bu fotoğraf çekimlerini bazen film çekimi gibi düşünürüm. Mesela gelinin mutluluğunu kıskanan bazı arkadaşları, kötü karakterler gibidir. Bu karakterler dışında etrafta birçok figüran vardır. Bunların hepsini aynı anda gözlemlersiniz çünkü hiç beklemediğiniz bir anda size samimi bir gülüş, kadeh kaldırma, başka bir figüranla el şakalaşması gibi malzemeler verebilirler. Ben geline su götürürüm, damadın valizini taşırım, bunlardan hiç gocunmam. İş ahlakını Amerika’da öğrendim. Beş saat çalıştıysam 10 dakika dinlenirim.”

Çoğunluk gelin-damadın stüdyo fotoğrafının fonu dünyanın en güzel sahilinde ağır ağır batan güneştir. Babacan bu pozların artık miadını doldurduğunu düşünüyor: “Önemli olan farklılık yaratmak. Geçenlerde bir çifti alıp sokağa çıktım, grafitilerin önünde fotoğraflarını çektim. Yarın yapacağım çekim içinse gelin ve damada birer maske getirmelerini söyledim.”

(radikal)

 

İlgili Kategoriler

Düğün Fotoğrafçılığı 

Düğün Fotoğrafları da Değişti 

Nikah Merasimini Unutulmaz Kılmak İsteyenlere Bir Rus Önerisi

Düğün İşini de Şirketlere Bıraktık 

Yaz Düğününün En İyi 10 Mekánı 

Düğün Mekanı

İlk Dansınız

Düğün Yemeği

Vera Wang: İlginç Bir Başarı Öyküsü 

Yorum Yazın - (2 yorum var)
İsim
E-Mail
Yorum

Güvenlik kodu:* Code
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.




   Yorumlar (2)
1. Yazan Serkan Durmuşoğlu, 29-01-2010 09:17
Ben de bir düğün fotoğrafçısıyım, ve çiflere hep şunu söylüyorum. \"Düğünden sonra size ne kalıyor tekrar dönüp baktığınız, çocuklarınıza gösterebileceğiniz?\" (\"video\" hiç sanmam) alyanslarınız ve fotoğraflarınız. Bu sebeple iyi fotoğraf çok önemli.  
 
Konuyla ilgili bir de Blog\'um var. ilgilenenler: 
www.photo-latte.com/blog 
 
Hoşçakalın, 
Serkan
2. Yazan selin, 30-04-2012 14:42
Sonsuz mutluluğunuzu hatırlamak için profesyonel kişilerle çalışmanızı önerir, sizi sayfamıza davet ederiz... 
 
www.nesekubra.com
 
Sayfa 0.086484 saniyede oluşturuldu